Tanım
müzik,şiir,edebiyat ve güzel olan her şeyden hoşlanırım.
Bağlantılarım
*
*
*
Kategoriler:
Resimler
Hikayeler
Şiirler
*
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
|
Antalya Kurşunlu şelalesi
|
ÇIK GİT YALNIZLIĞIMDAN
bir tohum gibi büyütürken seni içimde durduk yerde nedensiz gidişini yaşarım yeni baştan
iskambil kağıtları kadar kolay yıkıldık
arsız gülüşüyle baharımı hırsızlar çaldı temmuz sıcağında eylül yağmurlarına yakalanıp ıslandık kaldırımlar kadar yaşlı ve yorgun şimdi yüreğim
kara bulutlar gibi çökerken gece odama özlem yağmurlarında sağanaklar içindeyim dilim suskun şiirlerim öksüz ve bir unutulmuş şarkıdır sevdamız artık
geldiğinde yakma ışıklarını odamın yürek acılarımı topladığım göz yaşlarımı görme istemem
hadi ışıklarını söndür gecenin ve çık git yalnızlığımdan |
| |
|
Atila Işık |
| | |
Tarih: 10:27, 23/7/2006 |
Yorum (6) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
BİR ÇOCUKTAN SESLENİŞ
BİR ÇOCUKTAN SESLENİŞ
Beni Yetiştirirken Vazgeçeceğiniz 10 şey ya da Küçük Yaşlı Bireyin Manifestosu
1. Bana su getirtmeyin, bana da su getirmeyin. Aramızda hizmetçi yok, herkes kendi işini yapsın. Evde küçük yaşta iş gücü kullanmaya ve sevgi istismarına son.
2. Hata yapmama izin verin ki, gerçekten hataysa sonuçlarını görüp ders alayım. Hata değilse siz ders alın.
3. Her isteğimi bana almayın. Size karşılıksız kimse bir şey vermiyor. Her şeyin bir çalışma karşı elde edileceğini öğrenmeme izin verin. Sonuçlar, çalışmanın ürünüdür.
4. Benim özgürlüğüm sizin özgürlüğünüzdür. Bir yere gitmek istediğimde beni bırakın. Bana kaçta döneceğimi değil, ilkeler söyleyin. İyi insanlarla birlikte ol ve kendini koru gibi bir söz benim için saat kaçta döneceğimden daha anlamlı ve yararlı. Yoksa ben yapacağımı gündüz gözü de yaparım.
5. Okulun amacı öğrenmektir. Derslerden kaç aldığım değil, bir şey öğrenip öğrenmediğime bakın. Beni yarın yaşamda ayakta tutacak olan aldığım notlar değil, öğrendiklerin olacaktır.
6. Benimle ilgili fikirleriniz elbette var. Ama arada benim ne düşündüğümü, ne hissettiğimi sorun ve gerçekten dinleyin. Aramızdaki sorunların çoğu iletişimsizlikten kaynaklanıyor. Konuşmak kadar dinlemeyi de öğrenelim.
7. Ben dürüst olmak istiyorum, beni yalan söylemek zorunda bırakmayın. Size yalan söylemeye başlarsam, bazen bilmeniz gerekenleri de öğrenemeyeceksiniz.
8. Söylediklerinize karşı çıktığımda size değil, söylediklerinize karşı çıkıyorum. Sizde bana değil, söylediklerime karşı çıkın. Kelimeler incinmez, ama bizler inciniriz. Yani “sen aptalsın” değil, “bu söylediğin fikir güzel değil,” diyelim birbirimize.
9. Toplum içinde gurur duyacağınız bir birey olmam, sizin bana bir birey gibi davranmanıza bağlı.
10. Sizden beklediğim şey tek başına sevgi değil, aynı zamanda saygı. Küçüklerime sevgi, büyüklerime saygı hikayesi, geçen yüzyılda kaldı. Benden saygı istiyorsanız ben de sizden saygı istiyorum.------------------------------------- ..... |
Tarih: 09:57, 15/7/2006 Kategori: siirlerim |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
SENİ SAKLAYACAĞIM
Seni Saklayacagim
Seni saklayacagim inan Yazdiklarimda, cizdiklerimde, Sarkilarimda, sozlerimde.
Sen kalacaksin kimse bilmeyecek Ve kimseler gormiyecek seni, Yasayacaksin gozlerimde.
Sen goreceksin, duyacaksin Parildayan bir sevi sicakligi, Uyuyacak, uyanacaksin.
Bakacaksin, benzemiyor Gelen gunler gecenlere, Dalacaksin.
Bir seviyi anlamak Bir yasam harcamaktir, Harcayacaksin.
Seni yasayacagim, anlatilmaz, Yasayacagim gozlerimde; Gozlerimde saklayacagim.
Bir gun, tam anlatmaya.. Bakacaksin, Gozlerimi kapayacagim.. Anlayacaksin.
Özdemir Asaf
|
Tarih: 08:57, 7/7/2006 Kategori: siirlerim |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ADAK
Sana şiirler okuyacağım gitme.
Güneşler doğacak yalnızlığımdan.
Sana bir ışık getireceğim.
Büyük aydınlığımdan.
Sana bir dolu umut getireceğim.
Küçük ellerine sığmayacak
Sana afrika gecelerini getireceğim,
Sımsıcak.
Sana çicekler getireceğim,
Bozulmuş gül bahçelerinden.
Sana bir serinlik getireceğim.
Yağmur tanelerinden.
Sana avuç avuç yıldızlar getireceğim.
Güneşimden başka.
Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim.
Köpük köpük dalga dalga.
Sana bir rüzgar getireceğim.
Dağlardan tepelerden.
Gitme: Sana zamanı getireceğim.
Zamanın bittigi yerden.
Ümit YAŞAR

|
Tarih: 13:19, 2/3/2006 Kategori: siirlerim |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ÇIRILÇIPLAK

ÇIRILCIPLAK
|
koynumda çırılçıplaksınız.
Sen akşam ve şehir.
Yüzüme aydınlığınız vuruyor.
Saçlarınızın bir de kokusu,
Kimin çarpan bu yürek.
Soluklarımızın üstünde küt küt atan.
Senin mi akşamın mı?...
Yoksa benimkisimi.
AKŞAM NEREDE BİTİYOR....
Nerde başlıyor şehir.
Şehir nerede bitiyor.
Sen nerede başlıyorsun.
Ben nerde bitip nerde başlıyorum.
Düşmana inat bir gün fazla yaşamak.... | |
Tarih: 15:54, 28/2/2006 |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
SEVİYORUM DEMEK
Seni seviyorum demeyi özlemek... Bilirsiniz bu özlemi, sevdiğini özlemekten daha çok can yakar 'seni Seviyorum demeyi özlemek... Aklınıza geldikçe bu sözcükler, dilinizin ucuna takılır ve sonu huzursuz bir Sessizliktir... Bu sessizlikler eksik bir sevgiyle birikir içinizde. Tüketilmiş bir sevda vardır ellerinizde. Birisi veya birileri tüketmiştir sevdanızı. Ve siz hep aynı soruları soruyorsunuzdur kendinize 'sevdalar tükenir MI?' 'aşk eksilir MI?' Bilmezsiniz eksilen aşk değildir, sizsinizdir Gidenin ardından. Sevdiğinizi söyleyemedikçe eksilirsiniz. Sevdiğinizin yokluğuna, seni seviyorum diyememenin acısına uyanırsınız her gün...
Giden gitmiştir AMA hesabı verilmemiştir sevdanın. Birileri sevdanızı
tüketmiştir, sevdanızda sizi... Sanki sevdiğinize bir kez daha seni Seviyorum diyebilseniz geri dönecektir, 'bak sevdan ellerimde, onu hiç bırakmadım' diyecektir sevdiğiniz... yalnızlığınızın avuntusudur bu... Ama Bir kez daha 'seni seviyorum' diyemezsiniz. Sevdanız artık sessizliğinizdir. Sessizliğinizde eksilirsiniz ve sorularınıza bir yenisi eklenir; 'sevda,
Eksiltir MI insanları?'
Gidenin bir gün geri dönmesinden, tekrar size 'seni seviyorum' demesinden korkarsınız. Öyle çok acımıştır ki içiniz, sessizliğiniz üzerinize öyle sinmiştir ki sevdiğinizin dönmesini isteseniz de, korkarsınız. Çünkü siz artık siz değilsinizdir. İçinde 'seni seviyorum'lar biriktirmiş, bedenindeki dokunuşları göz yaşlarıyla yıkamaya çalışmış, yaraları kanamasın diye Birilerine sarılamayan birisinizdir artık...
Basit iki sözcüktür 'seni seviyorum' Ama bu sözcükleri söyleyemedikçe Kendinizden uzaklaşmışınızdır... Sevdaların tükeneceğini, aşkların eksileceğini kabullenmişsinizdir... Sözcükler anlamını yitirdiğinde, yaşamında anlamını yitirdiğini sonradan fark edersiniz ve sevdiğinizin Giderken hayatınıza anlam katan tüm sözcükleri de götürdüğünü 'seni Seviyorum demeyi özlemeye başladığınızda anlarsınız....ALINTI
|
Tarih: 09:36, 14/2/2006 Kategori: siirlerim |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
BEN SENİ NEDENMİ SEVDİM...?
<
BENSENİ NEDENMİ SEVDİM
Ben seni bir okyanusun derinliginde buldum da sevdim Parlak bir inciydin benim için Paha biçilmez bir inci
Ben seni soguk ve yagmurlu bir günde Seni düsünürken gülüsündeki sicakligin içime dolup da Beni sardigi bir anda sevdim Seni sadece selvi boyun,siyah saçlarin yada kara gözlerin Güzel bir yüzün var diye degil Fikirlerinle,konusmandaki güzelligin ve benim o kor halde yanan yüregimle sevdim Ben seni derinden ve hissederek sevdim Her kalp atisimda vücudumun dört bir kösesine yayildigini Beni sardigini her nefes alisimda cigerlerime isledigini bilerek sevdim Seni kis gecelerinin o soguk yataginda birlikte uyuyup beni isittigin Yaz sicaginda uyuyamayip sikintilarim oldugun Ve rüyalarimda bulustugumuz gecelerde sevdim Seni ellerinden tutup kanimin kaynadigi Kalbimin yerinden firlayacagini hissettigim anlarda O islak dudaklarinla beni sevdigini söyleyecegin anlari düsünerek sevdim Ben seni o sensiz anlardaki bos ve degersiz geçen dakikalarda Kayip zamanlarimizda,seni arayip bulamadigim Çaresizlik içinde oldugum,içki sofralarini dost bildigim anlarda sevdim Sen ne kadar uzak olsan da, Aramizdaki kilometreler nasil çoksa Bende seni o kadar yogun ve o denli çok sevdim Seni kalbimde yanan atesin ile Zihnimde olusan hayallerin o ay parçasi çehrenle Bana derinden bakan o gözlerindeki isiltiyi görecegim anlari beklerken Kalbimin yanip tutustugu anlarda Gelip o bu atesi alevlendirerek Bana sarilarak beni sevdigini söyleyecegin anlari düsünerek sevdim
Korkuyorum! Hakkettigin mutlulugu sana verememekten korkuyorum. Seni beni sevdiginden fazla sevememekten korkuyorum. Senin sevgine layik olduktan sonra baskalari tarafindan o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum. Seni kazandim derken kaybetmekten korkuyorum. Aramizdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum. Senin kalbini daha fazla kirmaktan korkuyorum. O temiz ve masum göz yaslarini daha fazla akitmaktan korkuyorum.
Evet korkuyorum; seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten ... Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum. Yada yanlis anlasilmaktan korkuyorum. Uçurumun kenarinda yalniz kalmaktan korkuyorum. Dostluguna doyamadan uluorta yalniz kalmaktan korkuyorum. Yüregimdeki o ince sizinin bir gün çogalmasindan ve beni sarmasindan korkuyorum. Sevgi denen güzelliginin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum. Dostlugun ölüp yerine nefretin yesermesinden korkuyorum.
Korkuyorum evet; seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten... Bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kiyamiyorum uzaktan seyrediyorum çünkü; Seni daha fazla incitmekten korkuyorum. Ömründe yasadigin mutlulugu huzuru sana yasatamamaktan korkuyorum. Sana kalbimden fazlasini verememekten korkuyorum. Sonunda sana gözyasindan baska bir sey birakamamaktan korkuyorum. Seni sevmekten degil; dostlugunu suiistimal etmekten, Seni kaybetmekten ve degerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum. Belki de çok fazla korkuyorum ...
ÇÜNKÜ; BEN iLK DEFA SEViYORUM...
 " |
Tarih: 16:05, 6/2/2006 Kategori: siirlerim |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
YABANCI...
| ------------------------------------------------------------------------------Konuşmuyordu,Konuşmıyacak mısın dedim.Sesim duvardan duvara çarpıp bana tekrar geri geldi.Cevap alamayacağımı anladıktan sonra yemesi için biraz yiyecek birazda su getirdim.Ne getirdiklerime baktı nede bana.O yüzdende yemesi içinde ısrar etmedim.Öylece -------------------------------------------------------------------------------- Nerden geliyordu,belli değildi.Yorgun kentin,karanlık ve ıssız sokaklarından yağmur eşliğinde geçip de gelip durmuştu penceremin önünde.Belli ki uzun bir yoldan gelmişti,belli ki yabancıydı.Biraz ürkekti ama her şeye rağmen ayakta kalmasını da biliyordu.Terkedilmiş gözlerle baktı gözlerimin içine,toprak kokuyordu bakışları,gözünün beyazında kara o karalıkta da ölüm vardı.Matem havasındaki sözleri ve sessizliği bir veda busesi gibiydi.Birden irkildim bu görüntü karşısında,korkuyla titredi her yanım.Kanımım tekrar damarlarımda dolaşması kaç saniye aldı bilmiyorum ama pencereyi araladığımda rüzgar bir tokat gibi patlamıştı eskitmeye çalıştığım anılarla dolu odamın içerisinde.Bir tokat gibi patladı yüzümün tam ortasında kışın o dondurucu ve acı soğuğu.Cam açıldığında gece tüm serinliği ile odama girmişti sanki,o an soğuk içimi sızlattı.Bir anlık durgunluktan sonra hemen onu içeri aldım.Benden korkmuyordu,belli ki son durağa gelmişti ve belli ki içeride girmek istemiyordu.Oracıkta kalıp hayatına son vermekte kararlıydı.Onu içeri aldıktan sonra apar topar kapattım pencereyi, hemen üzerimde ki hırkayı çıkartıp,sardım ve kaloriferin yanına bıraktım.Konuşmuyordu,Konuşmıyacak mısın dedim.Sesim duvardan duvara çarpıp bana tekrar geri geldi.Cevap alamayacağımı anladıktan sonra yemesi için biraz yiyecek birazda su getirdim.Ne getirdiklerime baktı nede bana.O yüzdende yemesi içinde ısrar etmedim.Öylece karşısındaki koltuğa oturup hiç sesimi çıkarmadan sadece onu izledim.Konuşmaya çalışsam da karşılık alamayacağımı biliyordum,o yüzdende yeniden konuşmayı denemedim bile.Bir süre sonra uyuya kalmışım.Ta ki sabah saatin sesiyle uyanan kadar.Sabah olmuştu, yine işe geç kalacağım diye düşündüm.sonra günlerden Pazar oluğunu anımsadım.Kendime bir fincan kahve yaptıktan sonra birde sigara yaktım.O ara gazeteler gelmiş olmalı diye düşündüm ve doğru kapının önündeki gazeteleri aldım.Dalgın gözlerle okumaya çalışırken gazeteleri minik puntolarla yazılmış bir haber takıldı gözüme.Haberde şöyle diyordu ;’’Eski sevgilisinin evlendiğini duyan genç hayatına son verdi .’’O an dün gece ki misafirim geldi aklıma,hemen yanına koştum.Oracıkta cansız bedeni duruyordu.Uzun süre pişmanlık ve şaşkınlıkla baka kaldım sonra yüreğimin neden diye sitem dolu seslenişi dışarı vurdu.NEDEN ? Esasında ona değil kendime kızgındım,çünkü belki de kurtara bilirdim onu.Sonra dün geceki gözleri geldi aklıma o kararını vermişti.Şimdi biliyordum kendimi kandırmak değildi bu o çoktan ölümü seçmişti.Biliyordum.Çünkü gözleri öyle söylüyordu,çoktan ölümü seçmişti .Bu düşünceler beynimin içinde dolaşırken,bir gün önceki aynaya yansıyan gözlerim geldi aklıma.sonra direnişim geldi sana ve hayata.Artık biliyordum o seçmişti yolunu ne yapsam kurtuluşu yoktu.Üzerime bir şeyler giydikten ve komşudan da küreği aldıktan sonra bahçeye indim.Her yer ıslaktı ,belli ki dün gece onu içeri aldıktan sonra da epey yağmur yağmıştı.Şimdi hava soğukta olsa Aralık ayına yakışır cılız bir kış güneşi vardı.Hemen Akasya ağacının oraya yöneldim.Arası odamın penceresinden rahatlıkla görebildiğim bahçedeki tek yerdi.Sonra ağacın dibine doğru derince bir çukur kazdım ve bahçede bulduğum birkaç tahta parçasını çukurun içine yerleştirdim, burada işim bitmişti.eve gidip onu dün gece üzerine sardığım hırkayla alıp gelmem iki dakikamı bile almamıştı,ve o hırkayla birlikte kazdığım çukura bırakıp üzerini toprakla örtüm , ardından da ince , sivri yüzlü bir taş parçasını baş ucuna bıraktım.Baş ucunda birkaç dakika kaldıktan sonra eve gitmek için geriye döndüğümde camdan bana bakan komşunun haylaz çocuğunun bakışlarıyla kendime geldim.Hırka ? onun hırkası,onun hırkasını da kuşla birlikte gömmüştüm.O hırka ondan bana kalan tek somut hatıraydı ve şimdi kuşla birlikte toprağın altındaydı.Çocuğun gözleriyle tekrar karşılaştığımızda şimdi bana gülüyordu.Belli ki oda anlamıştı şaşkınlığımı.Bir an hırkayı oradan çıkarmalıyım diye düşündüm fakat nedense vazgeçip,çocuğa gülüp doğruca eve gelip, dün gece uyuya kaldığım koltuğa oturdum,her tarafım çamur içindeydi.Kaç saat orda kaldım bilmiyorum.Şimdi telefon çalıyordu zorda olsa yerimden kalktım.Telefonu açtığımda telefon yüzüme kapandı.Ne kadar uzun zamandır, meçhul ziyaretçilerim vardı telefonun hatları üzerinde.Meçhul ve korkak ziyaretçiler.Dııt...dııt..dııt... diye kulaklarımı çınlatan telefonun avizesini yerine koyduktan sonra,kalktığım koltuğa yeniden yöneldim,o an aynadan yansıyan görüntüm.Aman Allah’ım her tarafım çamur içindeydi,yinede hiç gücüm yoktu üzerimi değiştirmeye.Tekrar koltuğa oturdum,saatler geçmişti belliydi ,akşam kışa haz tüm erkenciliği ile örtmüştü penceremi.Bir sigara yaktım,daha bir nefes bile almamıştım ki zihnim bir anda yeniden boyandı sana,zaten kaç zamandır her boş anımda yanımda bitiyordun.Neden bilmiyorum ağlamam gerekiyor diye düşündüm ama nedense uzun zamandır bir türlü ağlayamıyordum.Sigaramın yanan izmaritinin kokusu ile yeniden kendime geldim.Usul usul ayağa kalktıktan sonra üzerimdekileri çıkartıp bir duş aldım ve bilmediğim bir sebepten yatağıma yöneldim..Yatağa uzanır uzanmaz uyuya kalmışım.Oysa uzun zamandır,seni düşünmekten,bizimle ilgili hayaller kurmaktan bir türlü uyuyamıyordum.Pazartesi günleri sabah erken inerdi şehre,o günde öyle oldu.Saatlerce uyumama rağmen yataktan zor doğruldum.Tuhaf bir his vardı içimde Elimi yüzümü yıkar yıkamaz,bahçede Akasya ağacının dibinde buldum kendimi,hava oldukça soğuktu,asıl kış şimdi gelmişti.Sivri yüzlü taşı yerinden kaldırdıktan sonra dün kapattığım mezarcığı ellerimle kazdım.İlk önce hırkanın ucu gözüktü sonra tamamı,hırkayı aldım,içini açtığım da içinde kuş yoktu.Çukuru iyice kazdım,tahtaları buldum içinde kuş yoktu.İlk önce komşunun haylaz çocuğunun kuşu aldığı düşündüm ama sonra anladım ki zihnim bana oyunlar oynamıştı.Kuş yoktu ve belki de dilim varmıyor ama hırkayla birlikte senden de kurtulmak istemiştim.Çukuru öylece bırakıp,hırkayı alıp hemen eve gitmek için geri dönmüştüm ki,yine komşunun camdaki haylaz çocuğu ile karşılaştım.Güldü,güldüm.El salladı,bende ona el salladıktan sonra yürüyüp devam ettim.İşe geç kalmıştım,alelacele temizlenip,giyinip,hırkayı da bir poşete koyarak arabaya geldim.Lanet olsun yine trafiğin keşmekeşliği içinde kaybolup,birde üstüne üslük geç kalacaktım.Trafik yine kitlendi,bir sigara yaktım,sonra radyoyu açtım.Çalan müzik beni başka yerlere götürdü.Trafik bir türlü açılmak bilmiyordu ve işe gitmeden önce halletmem gereken bir iş daha vardı.Hırkayı kuru temizlemeciye verecektim.Araçlar yavaş yavaş ilerlerken geçirdiğim tuhaf hafta sonu,geldi durdu yeşil ve sarının üstüne.Beynim bir türlü geçit vermiyordu yaşadıklarımı anlamlandırmaya,kırmızıya ışık takılmış ve bende orda çakılı kalmıştım.Zorda olsa ite kalka trafik açıldı.Arabayı kuru temizlemecinin biraz gerisine park ettim.bu saatte park yeri bulmak oldukça zordu.Hırkanın içinde bulunduğu poşeti alıp,kuru temizlemeciye yöneldim.Dükkan açılmamıştı ve belli ki açılmayacaktı.Kapının üzerinde cenaze dolayısıyla iki gün kapalıyız yazıyordu.Bir elimdeki hırkaya baktım,birde kapıdaki yazıya,sonra hafta sonu olanlar şimşekler eşliğinde kafamdan geçti.Kuşun ölüm kokan gözleri,benim ayna da yansıyan gözlerim,gazetedeki minik puntolarla yazılmış haber hepsi bir anda şimşekler halinde gelip geçti.Hırkaya bir daha baktım ve sonra ilerdeki çöpe atıp hızla arabama atlayıp oradan uzaklaştım.İşe geldiğimde her kez yüzüme tuhaf tuhaf bakıyordu,her kez hafta sonu sana ne oldu diyordu.yüzüne renk gelmiş ,nedense bu gün çok iyi gözüküyorsun gibilerinden laflar ediyorlardı.Çok şaşırmıştım,Patron daha gelmemiş herhalde siz kendinize eğlence arıyorsunuz dedim.Sonra aynaya yöneldim.Gerçekten de yüzümde tuhaf bir ışık vardı.Anladım şimdi artık özgürdüm.Evet özgürdüm ama kendime bir an önce bir hırka almalıydım.Malum kış şimdi yeni başlıyordu.Gün nasıl geçti bilmiyorum.Uzun zaman dır sabahki trafiği saymazsak böyle eğlenceli bir pazartesi günü geçirmemiştim.İş çıkışında hemen yılbaşına hazırlanan ışıl ışıl vitrinlerin olduğu alışveriş merkezinin yolunu tuttum.Kendime bir hırka almalıydım.Hemen hemen tüm vitrinleri dolaştım,ama nasıl bir hırka alacağımı bilmiyordum.Oysa sadece basit bir hırka alacaktım ama bir türlü karar veremiyordum.Uzun zamandır tek başıma alışveriş yapmamıştım ve bir türlü alacağım hırkayı beğenemememin tek sebebi galiba buydu.Tam hırkadan vazgeçecektim ki birkaç keredir önünden geçtiğim yüncü dükkanı ilgimi çekti.Kendime kucak dolusu hırkalık yün alıp doğruca annemim evinin yolunu tuttum.Çünkü biliyordum bu saatten sonra o hırkayı sevgisiyle bıkmadan ilmek ilmek örecek tek kişi oydu.Hiç bir hazır hırka onun öreceği hırka kadar değerli olamazdı ve ondan hiçbir zaman kurtulmak istemeyecektim.Annemin kapısını bir sürü tün yumağı ile çaldığımda,Annem her zamanki sevecenliği ile kapıyı açtı.yünleri görünce ,bu ne evlat dedi.Bende gülerek bana hırka öreceksin dimi Annecim dedim.Bunu duyunca oda güldü.Niye gülüyorsun dedim.O da tama öreriz ama önce sen şunu bir dene bakalım dedi, ve içeriden çok şık bir el örgüsü hırka getirdi.Gecen kışın sonlarında başlamıştım anca bitirdi bende bunu sana yılbaşında verecektim dedi.Beraberce yemek yedik,çay içtik ve o esnada da ben de hafta sonu olanları anlattım.Annem kendine has yorumlar yaparken tam kısmetlerimden bahsedeceği sıra anne ben kalkayım biliyorsun yarın işe gideceğim ,bunları sonra konuşuruz dedim ve hemen kalktım.Giderken de bak hırkamı güzel ör demeyi de ihmal etmedim.Yolda arabanın radyosunda çalan müziğe eşlik ederek eve geldim.Kapıdan içeri girer girmez kağıt ve kaleme koştum ve beyaz sayfalara şu satırlar döküldü;Her kez kendi yolunu kendi çizer.Yazık bu hayatta yollarımız bir daha hiç kesişmeyecek.Çünkü ben artık biliyorum,Senle yaşayamadığım gibi sensiz de yaşanmıyor.Senin için yaşayan bir ölü olmaya değmezmiş.Yazık ki bunu çok geç anladım.....
|
Tarih: 16:00, 6/2/2006 Kategori: hikayeler |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
SENİN İÇİN SEN
Dağlarca denizlerce uzaktaki sevgili bilirmisin Bende özledim seni. Sesini duymamış,Yüzünü görmemiş olsamda. Bir kere tenine dokunmasamda Özlerim,merak ederim seni.
Mesela gözlerini merak ederim. İrimi.?siyahmı?.elamı.? diye. Saçlarını merak ederim. Uzunmu siyahmı,kızılmı....diye bilemiyorum. Ben seni,bilmez sen beni bilmezken Türeğimdeki bu ateş niye.... |
Tarih: 15:29, 7/1/2006 Kategori: siirlerim |
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|